Hakkımda

Fotoğrafçılık, anı sadece yakalamak değil; onu hissettirebilmektir. İnsan hikâyelerini sanatıyla görünür kılan ve iyiliği karelerine işleyen Mehmet Özcan, fotoğrafın gücünü umutla birleştirerek binlerce hayata dokunmaya devam ediyor.

Fotoğraf sanatçısı ve coğrafya öğretmeni Mehmet Özcan, hayatı boyunca insan hikâyelerine tanıklık etmeyi ve bu hikâyeleri karelere dönüştürmeyi amaç edinmiştir. Iğdır’da başlayan yaşam yolculuğu, İstanbul Üniversitesi’nde aldığı eğitimle farklı bir boyut kazanmış; üniversite yıllarında tanıştığı fotoğrafçılık tutkusu, zamanla onun hayatının merkezine yerleşmiştir.

İlk ödüllerini, anne ve babasının samimi bir karesini çekerek kazanan Mehmet Özcan, objektifinin arkasında sadece görüntüyü değil, duyguyu da yakalamanın peşine düşmüştür. Mezuniyetinin ardından memleketine döndüğünde, köy okullarında çocukların portrelerini çekmeye başlamış; bu süreçte tanık olduğu bir detay –yırtık bir ayakkabı– ona geçmişini hatırlatmış ve büyük bir sosyal sorumluluk projesinin fitilini ateşlemiştir.

Bugün Mehmet Özcan, yalnızca sanatıyla değil, aynı zamanda yürüttüğü iyilik hareketiyle de tanınmaktadır. Sosyal medya üzerinden başlattığı kampanyalarla bugüne kadar 80 binden fazla çocuğa mont, ayakkabı ve oyuncak ulaştırmış; Türkiye’nin dört bir yanında 13 kütüphane kurarak binlerce öğrenciye ilham olmuştur. Çocukların hayatlarına dokunan bu çalışmalar, onun sanat anlayışının ayrılmaz bir parçasıdır.

Mehmet Özcan için fotoğraf, sadece bir sanat dalı değil; hayatlara temas etmenin, umut aşılamanın ve iyiliği yaymanın bir yoludur. Her çekimde, her portrede, her detayda bir hikâye vardır. Ve her hikâye, geleceğe bırakılan anlamlı bir izdir.